TZOB                                     WWW.tzob.org.tr
   Türkiye Ziraat Odaları Birliği
 
                         

                             

Ziraat Odaları 

Web & E-Posta Adresleri

                             

 
 

HABERLER

ABD Ve Türkiye 2005  Üretim Masrafları Ve Buğday Maliyeti

Girdi ve Masraflar

2005 Türkiye

*2005 ABD

Türkiye ABD Farkı (%)

Tarla Kirası (TL/Da)

18.000.000

13.689.000

31,5

Tohum(TL/Da)

11.100.000

2.645.000

319.6

Gübre(TL/Da)

17.000.000

8.707.000

95,2

İlaç(TL/Da)

4.870.000

2.425.000

100,8

Akaryakıt(TL/Da)

25.144.000

4.240.000

493,0

Masraflar Genel Topl.(TL/Da)

105.053.000

43.707.755

140,3

Verim(Kg/Da)

260

289,80

 

1 Kg Buğday Maliyeti(TL)

404.053

150.820

167,9

Kaynak: * Economic Research Service, USDA. 15.04.2005 tarihli dolar kuru: 1.372.300 TL  

Mısır

Mısırda satın alma gücü

Bu yıl TMO 2004 yılının %22 gerisinde kalan 260.000 TL/Kg fiyat açıklayarak mısır üreticisini hayal kırıklığına uğratmıştır. 260.000 TL’ye mısır satan olacak mı?

Gümrükleri yükseltemediniz, tüccar doydu. Mısır ve buğday ithal edildi. Davul Tarım Bakanlığında tokmak Hazinede, Dış Ticarette, Maliyede

Örneğin, destek bütçesi, tarım sigortası, dış ticaret rejimi

Açıklanan mısır fiyatın 360.000 TL/Kg olan maliyetin %28 gerisinde kalmıştır. Fiyatın açıklanmasıyla birlikte piyasalarda fiyatlar gerileyerek 14 Eylül 2005 tarihi itibariyle 220.000 TL/Kg kadar düşmüştür. Bu fiyatlarla üretici alım gücündeki düşüş mazotta %39 oranında azalmıştır. 

2004-2005 sezonunda 4,9 kg mısır satarak 1 Lt mazot alabilen üretici bu yıl 8,15 kg mısır satarak 1 Lt mazot alabilir hale gelmiştir. Maliyet içerisinde %10 payı olan tohumda %25, sulamada %29, gübrede ise %17 oranında gerilemiştir. Temel tüketim maddeleri arasında değerlendirilen tüpgazda %34, toz şekerde %28, ekmekte ise üreticinin alım gücü %23 oranında gerilemiştir.

Hükümet AB’ye bizden evvel girmiştir, AB ve ABD üreticilerinin maliyetlerini dikkate alarak fiyat belirleyip müdahale alımı yapmaktadır.

ABD Ve Türkiye 2005  Üretim Masrafları Ve Mısır Maliyeti

Girdi ve Masraflar

2005 Türkiye

*2005 ABD

Türkiye ABD Farkı (%)

Tarla Kirası (TL/Da)

70.625.000

     30.181.000

134,0

Tohum(TL/Da)

28.403.000

11.955.000

137,6

Gübre(TL/Da)

40.000.000

17.098.000

133,9

İlaç(TL/Da)

13.000.000

9.028.000

43,9

Akaryakıt(TL/Da)

37.320.000 

8.794.000

324,4

Masraflar Genel Topl.(TL/Da)

324.000.000

123.683.000

161,9

Verim(Kg/Da)

900

1000

-10,0

1 Kg Mısır Maliyeti(TL)

360.874

123.683

191,7

Kaynak: * Economic Research Service, USDA. 15.08.2005 tarihli dolar kuru: 1.334.500 TL

Üretim artışının sağlandığı bir üretim döneminde ürünün alım fiyatının geçtiğimiz 2 yılın fiyatının altında bir fiyat verilmesi kabul edilir bir durum değildir. Üretim artışının korunması için;

·                    TMO aldığı kararı yeniden değerlendirmeli, 2003 yılı için belirlenen 310.000 TL/Kg dahi altında olan 2005 fiyatı, üretim maliyetleri göz önüne alınarak artırılmalıdır. 

Kara delik

Tarımsal destekler hakkında konuşanlar, desteklerin geçmişte nereye verildiğini bilmiyorlar mı? Destekler, Ziraat bankasına faiz olarak verilmiştir.

Bu gün verilen destek 2.5 milyar dolardır. Kaldı ki, girdilere ödenen vergiler (KDV ve ÖTV) mahsup edilemediği için çiftçinin üzerinde yük olarak kalmaktadır. Ayrıca zarar eden çiftçiler bile stopaj vergisi adıyla ödememesi gereken bir vergiyi Maliyeye ödemektedirler. Bu suretle çiftçiler tarımsal destek olarak aldıklarından daha fazla Bütçeye katkı sağlamaktadırlar.

Hayvancılık sorunları ve satın alma gücü

İşletme ölçeklerimiz çok küçüktür. Büyük baş hayvancılıkta Ülkemizde 4 baş olan ortalama işletme büyüklüğü AB ülkelerinde 44 baştır. Hayvan sayılarımızda türlere göre ciddi azalmalar olmuştur. Son 13 yıllık süreçte sığır varlığında %14, koyun ve keçi varlığında %40’a yakın ve manda varlığında ise %70’lere varan oranlarda azalmalar meydana gelmiştir.

Yapısal sorunlarımız çözülememiştir.

Diğer önemli sorunumuz fiyatlardaki istikrarsızlıktır. Ülkemizde çiğ süt fiyatları tamamıyla serbest piyasa şartlarında oluşmaktadır. (Tablo)

Tarım dışı çevrelerce yayınlanan tarım raporu

Destekler yetersiz ve çiftçilerimiz bu derece zor durumda iken bazıları hala rapor yayınlayıp “reformların sulandırıldığından, popülizmden, desteklerin yüksekliğinden” bahsedebiliyor.

“Tarım reformu sulandırıldı.Tarım destekleri 2001 yılındaki kriz öncesi seviyeye ulaştı…DGD tasfiye ediliyor…Tarım destekleme alımları devam ediyor…Tarıma 10.6 milyar dolar transfer ediliyor…Artan fiyatlar yüzünden tüketiciler %30 dolaylı vergi ödüyor…”

Uygulanan önlemler bir tarım politikasının değil, belli bir mali politikanın aracı olarak gündeme gelmiştir. Bu nedenle 2000 yılından bu yana tarımla ilgili olarak yapılan politika değişimini, “tarım reformu” olarak nitelendirmek zaten doğru olmayacaktır.

Bu uygulamalara karşı çıkanlar için, OECD’nin bir raporundaki şu tespitleri sunmak durumundayız. “Birçok OECD ülkesinde tarım sektörü yüksek düzeylerde destek ve koruma görmeye devam ediyor. …Girdiye bağlı destekler de sürüyor ….”

Türkiye AB’ye tam üyelik öncesi tarımını güçlendirmek ve çiftçisini AB üyesi ülkelerin çiftçileriyle rekabet edecek duruma getirmek zorundadır. Önümüzde kısa bir süre kalmıştır. Tarıma verilen desteklerin azaltılmasına çalışmak ne vizyon sahibi olmakla, ne rasyonellikle bağdaşır.

Tarıma büyük destekler varsa, çiftçi hala niçin fakir durumda ?

2002-2003 yıllarında tarımdaki yoksulluk oranı, DİE’nin tespitlerine göre, %36.42 den %38.89’a yükselmiştir ?

Tarıma yeterli destek verilirse;

Eğer gereken destek verilerek tarımda mevcut üretim potansiyelini daha iyi değerlendirebilirsek, sektörde israfı önleyip verimliliği artırabilirsek, tarımın milli gelire katkısını önemli oranda artırmamız, tarımsal ihracatımızı 6 milyar dolar düzeyinden 30 milyar dolar seviyelerine ulaştırmamız mümkün olabilecektir.

AB

Tarım sektörümüzü bu hedefe yönelik olarak yeniden yapılandırmak üzere, on yıllık bir süremiz bulunmaktadır.

Bu konuda tarıma yeterli destek verilmesi yanında, yapısal politikalarla tarım sektörümüzü yeniden yapılandırmamız da gerekmektedir.

AB Komisyonu yetkilileri tarafından verilen bilgilerden anlaşıldığına göre, Müzakere sürecinde Ülkemize AB’den önemli destekler gelmeyeceği anlaşılmaktadır. Nitekim geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye gelen AB yetkilileri, önümüzdeki 7 yıllık (2007-2013) dönemde Türkiye ile birlikte 6 Ülkeye toplam 14.6 milyar Avro katılım öncesi yardım yapılacağını ifade etmişlerdir. Bu durumda, iş başa düşmektedir. Yani Türkiye, tarımını ağırlıklı olarak daha çok kendi imkanları ile yeniden yapılandırmak zorundadır.

DTÖ

Bilindiği gibi Dünya Ticaret Örgütü Cenevre Çerçeve Anlaşması, koruma oranlarının hızlanarak azalmaya devam edeceğini ortaya koymaktadır. Girdi maliyetlerinin düşürülmesi bu açıdan da bir mecburiyet haline gelmiştir.

Şunu kabul edemeyiz: dünya fiyatlarıyla üretebilen üretsin, üretemeyen bıraksın, diyemeyiz. Bu zihniyet yanlıştır. Yüksek destekler nedeniyle düşük düzeyde oluşan dünya fiyatlarıyla yapılacak ithalat sonucu üretimi bırakmak zorunda kalacak olan 15 milyona yakın hububat üretimi ile geçinen nüfusu nereye göndereceğiz? Büyük şehirlerimizdeki “kapkaç” olaylarını görüyoruz. Bu zihniyeti taşıyanlar, Türkiye’nin gerçeklerini ve söz konusu nüfusun ne olacağını düşünmüyorlar. Bu gibi çiftçi düşmanlarını kınıyoruz.

Yapısal sorunlar

İlk olarak, yaklaşık 4 milyon hektar alanı sulamaya açma çalışmalarına hız vermeliyiz.

Üretimde verimliliği artırmak için girdileri daha etkin kullanmak, modern yöntem ve araçların kullanımını yaygınlaştırmak üzere tarımsal eğitim-yayım ve danışmanlık hizmetlerini daha etkin hale getirmek, gelişen tarımsal teknolojiyi uygulamak zorundayız.

İşletme yapılarımızın iyileştirilmesi, küçük işletmelerin ekonomik ölçeklere uygun hale gelmesi, bölünmüş tarım arazilerinin birleştirilmesi için, Fransa’da 40 yılı aşan bir süredir başarıyla uygulanan “arazi düzenleme kuruluşlarının” oluşturulması amacıyla gerekli kararların alınarak uygulanması zamanı gelmiştir.

Dünyada son yıllarda meydana gelen bilimsel ve teknolojik gelişmelerle biyoloji ve genetik biliminin tarımda yeni uygulama alanları bulması sonucunda gelişmiş ülkelerle verimlilik açısından giderek büyüyen açığın kapatılması için tarımsal teknolojiyi sadece satın alan değil, üreten bir ülke durumuna gelmeliyiz.

Sonuç

Maliyetlerimiz çok yüksek.

Çiftçilerimizin gelirleri artırılamıyor, satın alma güçleri giderek azalıyor, ürün-girdi pariteleri ürünlerin aleyhine gelişiyor..

Çiftçilerimiz üretemiyor.

Çiftçilerimiz, ürettiğini değer fiyatına pazarlayamıyor.

Tarıma yeterli kaynak aktarılmıyor, çiftçilerimizi gereği gibi desteklenmiyor.

Destekler ve ürün bedelleri zamanında ödenmiyor.

Tarımdaki yapısal sorunlar çözülemiyor. Arazilerimizin toplulaştırılması, işletmelerin ekonomik büyüklüğe ulaşması, müsait olan arazilerimizin sulanması sağlanamıyor. Kırsal kalkınma önlemleri alınamıyor; tarımdaki gizli işsizlik azaltılamıyor.

Bu haliyle, tarımın AB’ye uyum sağlaması mümkün değildir.

İsterdik ki, meydanlara çıkmaya ihtiyaç olmasın; tarım ve çiftçi sorunları çözüm yoluna girsin; her yıl bir önceki yılı aratmasın.

Fakat, bu günkü koşullarda başka çare kalmamış, Manisa’dan, tarım sektörümüz ve çiftçilerimizin ağır ekonomik ve sosyal sorunlarına dikkati çekmemiz maalesef zorunlu hale gelmiştir.

Sözlerime son vermeden önce sizlerin de düşüncelerine tercüman olduğuna inandığım ve Ülkemiz için çok önemli iki konuda mesaj vermek istiyorum.

AB’ye Mesaj

Türkiye’nin enerji merkezlerinin yolu üzerinde olması; ekonomisi, demokratik yapısı ve nüfusu ile stratejik rakip olması; özellikle büyük bir tarım potansiyeli ile İslam dininin bir tehdit olarak görülmesi, bazı AB ülkelerini ürkütmektedir.

Müzakerelerin başlaması için, biz, yapmamız gerekeni yaptık. Komisyon’un hazırladığı Müzakere Çerçeve Belgesi de bunu ortaya koymuştur.

Ancak, son günlerde adeta yeni koşul gibi ileri sürülen hususların kabul edilmesi mümkün değildir. Hükümetin bu konudaki tavrını ve yaklaşımını destekliyoruz.

Önümüzdeki günlerde açıklanacak olan müzakere pozisyonumuzda tarım, serbest dolaşım ve yapısal politikalarda kalıcı kısıtlamaların müzakere çerçevesi kapsamında yer almasını kabul etmediğimiz teyit edilerek; Türkiye, bu husustaki kararlılığını tekrar göstermelidir.

İnanıyoruz ki, 3 Ekim’de müzakereler başlayacak; Ülkemiz, müzakere sürecini de başarıyla tamamlayarak, AB’ye üye olacaktır.

AB ülkelerine sesleniyoruz: Sözünüzde durun; müzakereleri başlatın; AB kültürü sözünde durmamaksa ve ucuz politika yapmaksa; böyle bir kültürde biz yokuz.

Hükümete sesleniyoruz: Müzakere sürecinde haklarımızı koruyun; Türk çiftçisini satmayın, haklarını koruyun. Türk çiftçisini perişan edenler perişan olmuşlardır. Bunu unutmayın. Türk çiftçisini yakanlar, bu ateşin içinde kendileri de yanmışlardır.

Ülkemizin birliği beraberliği

İkinci önemli konu, son zamanlarda yeniden başlayan terör eylemlerinin ve bir kısım hareketlerin toplumda yarattığı gerginlik, kışkırtmalar sonucu yaşanan bazı olaylardır. Kentte aradığını bulamayan bu kışkırtıcıların kırsal kesime sızmasına meydan vermeyecektir.

Ülkemizin ve devletimizin bütünlüğünü, milletimizin beraberliğini bozmaya yönelik bu tutum ve davranışları, Türk çiftçileri olarak, üzüntüyle karşılıyor ve kınıyoruz.

Türk çiftçisi şehirlerde aradığını bulamayan bu kışkırtıcı eylemlerin köylerimize uzanmasına asla izin vermeyecektir.

Anadolu’nun bin yıllık tarihini oluşturan, bu uğurda bu toprakları kanlarıyla sulayan Türk milletini kimse parçalayamaz, bölemez. El ele bu Ülkeyi kurduk, el ele yükselteceğiz.

Vatan, hürriyet, ekmek bizim amblemimizde yer alan kutsal değerlerimizdir. Bu değerlerimiz için gerekirse canımızı veririz.

“Çiftçi o ülkeyi besleyen adamdır.

Çiftçi iktisadi krizleri önleyen kimsedir.

Çiftçi ekonomik sistemi dengeye ulaştırır.

Gıda, endüstri ve imalat sanayi bize muhtaçtır.

Gübre, ilaç ve makine sanayi bizim sayemizde gelişebilir.

Yem sanayi bize muhtaçtır.

Ticaret bize bağlıdır.

Açlık tehlikesinin önlenmesinde, tarımın gelişmesinde biz şartız.

Çiftçi toprağa hayat vermekte, tarım ise hayatımızı temsil etmektedir.

Şimdi onu daha iyi tanıyor ve seviyoruz ona hepimizin şükran borcu vardır.” Diyen şair çok doğru söylemiş.

“Dost dost diye nice nicesine sarıldık, Benim sadık yarim kara topraktır.”

Diyen Aşık Veysel’de gerçekleri söylemiş. Çiftçimizin kara topraktan başka dostu bulunmamaktadır. Toprağımıza sahip çıkmaktan, birbirimize daha fazla sarılmaktan başka çaremiz yoktur. Çiftçi örgütüne, örgüt çiftçisine sahip çıksın, bu sorunlarımızı ancak böyle aşarız.

  

EK: TABLOLAR

 

2004-2005 YILLARI ÜRETİCİ SATIN ALMA GÜCÜNDEKİ DEĞİŞİMLER

 

TMO FİYATLARI

 

 

 

 

 

 

Ürünler

Ürün ve Girdi Fiyatları

 

Parite (*)

 

Alım Gücü

 

2004

2005

Artış %

2004

2005

% Değişim

Buğday(An.Kır.Sert) (TL/Kg)

370.500

360.000

-2,8

 

 

 

Girdiler

 

 

 

 

 

 

Mazot (TL/Lt)

1.641.000

2.120.000

29,2

4,43

5,89

-24,8

Gübre(Amonyum Nitrat%26N) (TL/Kg)

290.000

310.000

6,9

0,78

0,86

-9,1

Traktör(MF-240) (TL/Adet)

24.439.000

26.908.00