|
Ordu Fındık Mitingi
Sivil Toplum Örgütleri öncülüğünde
düzenlenen ve 100 bin kişinin katıldığı fındık mitingi, 30 Temmuz
2006 tarihinde Ordu Cumhuriyet Meydanı'nda gerçekleşti. Mitinge Ziraat
Odaları, Ticaret
ve Sanayi Odaları, Ticaret Borsaları, Esnaf Odaları ve Muhtarlar Derneği
de destek verdi. Türkiye'nin dört bir yanından
gelen, Cumhuriyet Meydanı'ndan yollara ve kaldırımlara taşan çiftçilere
hitap eden TZOB Genel Başkanı Şemsi BAYRAKTAR, çiftçinin sesi oldu.
Mitingde
konuşan TZOB Genel Başkanı BAYRAKTAR, miting için meydanları dolduran
çiftçilerin siyaset yapmak için değil, hak ve menfaatlerini korumak için
meydanlara çıktıklarını belirterek, “Niçin bu meydanlardayız? Çünkü
fındık, milli ve stratejik ürünümüz. Fındık üreticilerimiz ve Türk
tarımı üzerine büyük oyunlar oynandığı için bu meydanlardayız. Bu
oyunu oynayanları, oynadıkları sahneden indirmek için bu meydanlardayız.
Karadeniz'de fındık yerlerde süründüğü için bu meydanlardayız.
Karadeniz'de tencerede aş değil, taş kaynadığı için bu meydanlardayız”
dedi.
Geçen
yıl Manisa'da yapılan mitingde çiftçinin sesinin iyi duyulmadığını
belirten BAYRAKTAR, çiftçinin içinde bulunduğu durumu şöyle anlattı:
“Karadeniz'de fındık para etmiyor. Akdeniz'de narenciye para etmiyor. Doğu
ve Güneydoğu Anadolu'da et, süt, hububat para etmiyor. Ege'de meyve para
etmiyor, pamuk para etmiyor, mısır para etmiyor. Marmara ve İç
Anadolu'da pancar para etmiyor. Ancak girdi fiyatları hızla yükseliyor.
Bu çiftçi tüm bunların sonucu olarak son 25 yılın en büyük göçünü
yaşıyor. Bir yılda 1 milyon insan şehirlere göç etmiştir.
Yeni
hasat dönemine giriliyor. Üreticinin önemli bir bölümü geçen yılın
fındık bedelini hâlâ alamadı. Maliyeti 3,5 YTL olan fındığın fiyatı
2 YTL'nin (2 milyon TL) altına düştü. Fındık fiyatları yerlerde sürünüyor.
Bakın sizlere 30 yıl öncesinin rakamlarını vereyim: 30 yıl önce fındık
14 lira iken mazot 2,5 liraydı. Buna göre 1 kilo fındık ile 5,5 litre
mazot alınabiliyordu, bugün 1 litre alınamıyor. Gübrede de durum aynıdır.
1 kg fındıkla o dönemde 10 kg gübre (Amonyon nitrat) alınabilirken bu gün
6 kg'a düşmüştür. Bunun sorumluları kimdir? Fındık fiyatlarına baktığımızda
2003 yılına kadar enflasyonun altında bir fiyat artışı olmuştur. Bu dönemde
üretici hariç kimsenin sesi çıkmamıştır. 2003 yılından sonra
fiyatlar enflasyonun üzerine çıktığın da, bazı kesimler seslerini yükseltmeye
başladılar. 'Fındığa sahip çıkıyoruz' diyerek fındık fiyatlarını
aşağı çekmeye çalıştılar. Bu insanlar fındık dostu mudur? Bu
insanlar ülke dostu mudur? Bu, çiftçi ve ülke düşmanlarını bu
meydanlardan protesto ediyoruz. Fındıkta bu yıl görülen fiyat düşüşü
Cumhuriyet tarihinde görülmedi. Fındık fiyatı İkinci Dünya Savaşı sırasında
bile 40 Kuruştan 25 Kuruşa düşmüştü.
Fındığa
vurulan darbe, Karadeniz'e, ülkeye vurulan darbedir. Bu darbe,
vatanseverlikle bağdaşmaz. Ülkesinin birlik ve beraberliğine son derece
bağlı olan Karadeniz insanının birlik ve beraberlik duyguları zayıflatılmaya
mı çalışılıyor? Bu bölgedeki fındık üreticisini perişan ederek, bölge
insanı başka zeminlere kaydırılmak mı isteniyor? Boşuna uğraşmasınlar,
Karadenizli hemşerilerimiz kanlarının son damlasına kadar ülkeyi bölmek
isteyenlerle mücadele edecektir.
Karadeniz
fındık, fındık Karadeniz demektir. Fındıkla sorumsuzca oynamak, 8
milyonun refahı ve ümitleri ile oynamak demektir. Üreticiyi ezme pahasına
yüksek kazanç ve kar peşinde koşanları protesto ediyoruz. Fındık
fiyatlarının düşmesi kimseye bir şey kazandırmamakta, sadece fındık
üreticisinin, ülkemizin zarar görmesine sebep olmaktadır.
Fındığın
mevcut durumu terkedilmişliğin en yıkıcı örneği haline gelmiştir.
Bunun bazı menfaat çevreleri ile Avrupalı fındık ithalatçılarından
başka kimseye faydası yoktur. Bu durum düzelmezse, fındığın bu yıl
toplanması da mümkün olmaz. Çünkü fındığın sadece toplama maliyeti
1 YTL (1 milyon lira) dir.

Hükümet,
mevcut sorun için, 'bizi ilgilendirmez' diyor. Sorun, sadece Fiskobirlik
meselesi değildir. Tüm fındık üreticilerini, 500 bin üreticiyi, fındıktan
geçimini sağlayan 8 milyon insanımızı ilgilendiriyor. Hatta alışveriş
yapamadığı için zor durumdaki Karadeniz esnafımız, kepenk kapatıyor.
Fındık sorunu ülkesel bir sorundur ve tüm ülkemizi ilgilendiriyor.
Fiskobirliğe karşı sorumluluk duyulmuyorsa bile, devletin fındık üreticilerimiz
ve fındıktan geçinen bu insanlara karşı sorumluluğu vardır.”
Konuşması
sık sık alkışlarla kesilen TZOB Genel Başkanı BAYRAKTAR, fındığın
çok önemli bir ürün olduğunu vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Fındık Türkiye'nin petrolüdür. Sanayi ürünlerinin çoğundan farklı
olarak, ithal girdisi olmadan yılda net 2 milyar dolar döviz sağlamaktadır.
Karadeniz insanını yerinde tutan, erozyonu önleyen, istihdam yaratan,
nakliye sektörüne katkıda bulunan, Karadeniz'in ve ülkemizin en önemli
ürünüdür. Bunu görmezlikten gelenler gaflet uykusundadırlar.
Bu
memlekete yazıktır. Dünya fındık fiyatlarını biz belirlememiz
gerekirken, şu an fındık fiyatları yerlerde sürünüyor. Fındığı ve
fındık üreticisini bu hale getirenler utansın. Türkiye, dünya fındık
üretim ve ihracatının %75-80'ini sağlıyor. O kadar önemli ki dış
ticaret açığı ülkenin en önemli sorunu iken, bu ürün tek başına
ithalata dayanmadan 2 milyar dolar net ihracat geliri getiren bir duruma
gelmiş. Fındık Karadeniz ekonomisinin temeli, fındık geliri yoksa
Karadeniz'de hayat adeta durur. Esnaf da bugün niye fındık üreticisinin
sorunuyla ilgileniyor? Çünkü alışveriş yapamıyor, alacağını tahsil
edemiyor. Fiskobirlik'ten fındık bedelini alamayan üretici borçlarını
ödeyemiyor, bu durum tabii ki esnafı da etkiliyor.
Fındıkta
yeni hasat dönemine giriliyor. Sorun çözülmez ise daha büyük boyutlar
kazanacaktır. Fiskobirlik sorunu da acilen çözüme kavuşturulmalı, iyi
bir rekolte beklenen bu yılı da arz fazlası sorunu yaşanmaması için
bir stok müessesesi belirlenerek, şimdiden önlem alınmalıdır. Fiyatlar
2 YTL'nin altına düşmüş bulunmaktadır. Yapılacak düzenleme ile 2006
ürünü maliyeti olan 3,5 YTL dikkate alınarak, fındık üreticisini
koruyacak ve memnun edecek istikrarlı bir fiyatla fındığın pazarlanması
sağlanmalıdır. Fındıktaki kavga sona ermelidir. Avrupa'ya ucuz fındık
yedirmek isteyen lobiler de akıllarını başlarına almalıdırlar.
Ülkemizde
7-8 milyon insanı ilgilendiren ve ülkemize 2 milyar dolar döviz sağlama
durumuna gelen bu ürün ve üreticiler korunmalı, desteklenmelidir. Hükümetin
fındık konusu ile ilgili olumlu bir açıklama yapması halinde, fındık
ihracat fiyatı 10 dolara, kabuklu fındık fiyatları ise iç piyasada 6
YTL'ye çıkacaktır. Hükümet sadece Avrupalı ithalatçıların
temsilcilerini değil, ülkesini seven uzmanlarını, üreticileri, onların
temsilcisi olan Ziraat Odalarını ve TZOB'u dinlemelidir.
Birkaç
hafta sonra açılacak olan fındık piyasasını olumlu yöne çevirmek hükümetin
elindedir.
Fındığın
konuşulduğu toplantılarda fındığın kurtuluşu lisanslı depoculuğa
bağlanmıştır. Fındığın sorunlarını, sadece lisanslı depoculuğun
çözemeyeceğini hükümet bilmelidir.
Hükümetin
fındığa sahip çıkmasından başka bir çare yoktur. Fındık sorununun
çözümü devletin işidir. Sahaya yeni aktörler çıkarmanın sorunu çözemeyeceğini
herkes kabullenmelidir. Bu kurumlar iyi niyetli olarak bir şeyler yapmak
istiyorlar. Ancak bu sorunun, bu ürünü en iyi bilen üreticinin de içinde
olacağı bir sistemle çözülebileceğini hükümet unutmamalıdır. Aksi
takdirde bu, Türkiye'nin uluslararası sorunlarının, Türkiye'nin
bulunmadığı platformlarda çözülmesine benzer ki bu kabul edilemez. Türkiye'nin
sorunları, Türkiye'nin içinde bulunmadığı platformlarda nasıl çözülemiyorsa,
fındığın sorunları da fındık üreticisinin içinde yer almadığı
platformlarda çözülemez. Hükümet bu soruna sahip çıkacağını açıklarsa,
fındık fiyatları istikrar bulur. Fındığa sahip çıktığını gösteren
açıklamayı hükümetten bekliyoruz.
Öncelikle
Fiskobirlik sorunu çözülmelidir. Fiskobirlik kendi sorununu kendi imkânlarıyla
çözmeye çalışmalıdır. Ancak bu mümkün olmazsa, Birliğin tekrar
Yeniden Yapılandırma Programı kapsamına alınması ve DEFİF kredisi
kullanmasına imkân verilmesi için çalışılmalıdır. Bundan sonra iç
ve dış piyasada istikrarı sağlamak üzere, bir stok müessesesi oluşturulmalıdır.
Arz fazlası oluşan yıllarda bu sorun bu kuruluş kanalıyla çözülmelidir.
Bu konuda Fiskobirlik ve lisanslı depoların kullanımı da düşünülebilir.
Arz fazlası ürünün piyasadan çekilmesi fiyat istikrarı sağladığı
gibi, rekolte düşüklüğü olan yıllarda bu stokun kullanılması da
yararlı olacaktır. Hükümet suçlama yeri değil, çözüm yeridir. Bu
sorun hükümet-çiftçi-tüccar işbirliği ile çözülebilir. Fındığa
alivrecilerin gözüyle bakılmamalıdır.
Bu
önlemler yanında; Fındık Tanıtım Grubu alternatif dış pazarlar
bulmalı, iç talebi artırmanın yollarını araştırmalıdır.”
BAYRAKTAR,
TÜİK rakamlarına göre son bir yılda 1 milyon kişinin tarımı terk
ettiğini ve bu durumun ne Türkiye'de ne de diğer ülkelerde görülmemiş
bir durum olduğunu belirterek, “İnsanlar tarımdan niçin kaçıyor?
Bunun çok basit bir cevabı var: Tarım bu insanları geçindiremez hale
gelmiştir. İşte fındığın durumu. Diğer tarım ürünlerinin durumu
da bundan farklı mı? Çoğu ürünlerimiz zararına satılıyor. Buna karşılık
maliyetler, çiftçilerimizin kullandığı gübre, mazot, ilaç, tohumluk
fiyatları, işçilik ücretleri hızla artıyor. Bu yoksulluk demektir; bu
fakirleşme demektir.
Bunun
doğal sonucu olarak bu insanlar sanayi ve hizmetler sektörüne değil,
varoşlara kaçıyor. Bu da Türkiye'nin huzur ve güvenliğini bozuyor.
İşte TÜİK'in yaptığı başka bir açıklama da bizi teyit ediyor:
2002-2004 döneminde kırsal kesimdeki yoksul sayısı 9.4 milyondan 10.8
milyona çıkmıştır. Bu dönemde kırsal kesimde yoksulluk oranı da
artarak %34’den %40’a ulaşmıştır. Aynı dönemde kırsal alanda tarımda
istihdam edilenler arasında yoksulluk oranı ise %36,7 den %42,3’e yükselmiştir.
Tarım kesiminde çözülme bugüne kadar görülmemiş bir hızla devam
ediyor. Bu insanlar şehirlere işsiz olarak akıyor. Bu yüzden, en önemli
sorunlarımızın başında yer alan işsizlik de azalmıyor” dedi.
2005
yılında tarımsal ürün fiyatlarının, genel olarak maliyetlerin ve
girdi fiyatlarının gerisinde kaldığını ve üretici gelirlerinin önemli
ölçüde azaldığını belirten BAYRAKTAR, “Birliğimizce 19 ürün bazında
2005 fiyat değişimleri incelendiğinde 2005 yılı ürün fiyatlarının
bir önceki yıla oranla ortalama %25 gerilediği görülmüştür. 2005 yılında
ürün fiyatları bu şekilde gerilerken, tarımsal üretimde yoğun olarak
kullanılan girdilerde fiyatlar ortalama %16 artmıştır. Girdiler arasında
en fazla artış, özellikle tarla ürünlerinin üretiminde, maliyet
kalemlerinde arasında önemli payı olan motorinde gerçekleşmiştir.
Girdi maliyetlerini düşürücü destekleme politikalarına daha fazla ağırlık
verilmelidir.
Bizim
hükümetimiz de ne tarımın, ne fındığın sorunlarına ilgisiz kalamaz.
Türkiye 2006 yılında tarımı desteklemek için Gayri Safi Milli Hâsıla'sının
binde 7'si kadar bir kaynak ayırmıştır. Hâlbuki çıkarılan Tarım
Kanunu'na göre bu oranın asgari %1 olması gerekir.
Tarıma
ayrılacak bu kaynak, 24 milyonu desteklemek için kullanılacaktır. Üstelik
sektör, ülkenin en yoksul kesimini barındırmaktadır. Türkiye, ayırdığı
bu kaynaklarla tarımına ihtiyacı olan desteği veremez ve yapısal
sorunlarını çözerek tarımını daha rekabetçi bir sektör haline
getiremez. Bu nedenle, tarım sektörüne daha fazla kaynak ayrılması ve
bu konuda daha cesur adımlar atılmasının artık zorunlu hale geldiğini
Türkiye'yi idare edenlerin de bilmesi, görmesi gerekir” dedi.
BAYRAKTAR
tarımın sorunlarla yüklü olduğunu belirterek, “Biliyorsunuz
hububatta, mısırda, tütünde ve pirinçte de sorunlarımız var. Ama
sorunlar çözümsüz değildir. Yeter ki bu yönde güçlü bir irade
ortaya konulabilsin. Hükümet, bu sektöre daha fazla odaklanmalıdır.
Bizimle, daha çok çalışmalıdır. Tarımla ilgili başka muhataplar
aramaya gerek yoktur. Fındık sorunu, fındık üreticileriyle, üretici
temsilcileriyle görüşülerek çözülebilir. Tarımın sorunlarına
beraberce çözüm bulmalı ve bu sektörü potansiyeline uygun bir gelişme
sürecine sokmalıyız. Tarımda gelişme olmadan, çiftçi kalkınmadan Türkiye
kalkınamaz. Eğer girilecekse, AB'ye de girilemez” dedi.
TZOB
Yönetim Kurulu Üyesi Necat AVCI, “Allah'ın
verdiği altın değerindeki mahsulümüzü, yok pahasına elimizden alıp,
yabancı tekellere peşkeş çekmeye çalışanların sahneledikleri çirkin
oyunlara dur demek için buradayız” diyerek, “Biz bu ülkenin gelişmesinde,
kalkınmasında, sanayileşmesinde, büyümesinde hisse ve pay sahibiyiz.
Biz, milletimizin birlik ve beraberliğine, vatanın bölünmez bütünlüğüne,
bayrağın kutsallığına uzanan kirli elleri kırmak için yemin
edenlerdeniz. Biz, erozyona karşı, vatan toprağını namus bilip
bekleyenlerdeniz. Biz bu dağların, bu yaylaların, bu tepelerin, bu
ormanların yani bu vatanın bekçisi, fındık ağaçlarının yanık türküsüyüz.
Biz Karadeniz'iz, biz Türkiye'yiz. Biz, hiçbir ithal girdisi olamadan, teşvik
edilmeden, ürettiğimiz fındığı satarak sadece ve sadece bu sene iki
milyar dolara yakın döviz girdisi sağlayanlardanız. Biz, dünyada fındık
üretimi ve ihracatının %75'ini tek başına yapanlardanız. Biz, çağdaş
dünyanın 50 senedir uyguladığı üretim planlamasını yapamayan akıl
ve bilim fukarası zerzevatın faturasını ödeyenlerdeniz. Biz, büyük
ekonomik ve zirai destekler alan, fert başına geliri 30 bin dolara çıkmış
batı dünyasının üreticileri ile rekabete zorlanan, milli gelirden aldığı
payı bin doların altına inmiş, elindekiler de alınmak isteyenlerdeniz.
Eğer siz üretici birliklerini yıkar ve fiyat desteklerini kaldırır,
yerine ithalatçı tekelleri oluşturursanız, fındık üreticisini,
Hansların, Conilerin, Rossilerin insafına terk ederseniz, bu terke bu
tercihe isyan ederiz. IMF, Dünya Bankası, DTÖ ve AB tarım politikalarının
dikte ettirdiği kararların arkasına saklanarak mazeret üretenlere, üstad
Necip Fazıl'ın dediği gibi”Ne Hint'ten, ne Çin'den gelir, bu yurda her
bela içten gelir” diye sesleniriz.
Biz,
muhalefette iken üretici desteklenmiyor diye bağırıp iktidara gelince
onu köstekleyenleri ve bu millete katranı, süt diye yutturanların
maskelerini indirmeye and edenlerdeniz.
Unutmayın
tekrar bu meydanlardan sesleniyorum; biz, seçmeniz oy kullanıyoruz. Biz,
sayın Başbakanın Ordu belediye meydanından, Giresun Osmanağa meydanından
verdiği sözün arkasında olmasını isteyenlerdeniz. Peki sayın Başbakanımız
ne dedi hatırlıyor musunuz? Ben söyleyeyim. Ben Türk çiftçisinin
sorunlarını biliyorum, çözmek namus borcumdur. Peki sorarım size siz
emeğinizin alın terinizin karşılığını aldınız mı? Siz DGD, mazot
desteği, gübre desteğini aldınız mı? Siz hakkınız olan 2090 sayılı
yasa gereği don zararlarını aldınız mı?
Artık
yeter, devletimizi idare etsinler diye vekalet verdiklerimizi ve
vergilerimizle bu hizmeti taşımada araç olan hizmetkarlarımızı son
defa bu meydandan uyarıyoruz. Seçiminizi yapın ya Hans ya Coni'den yana
olacaksınız. Yada bizden yana.
Ya
gereğini yapıp milli fındık politikasıyla ülkeye 2 milyar dolar döviz
kazandıran üreticiye fiyat ve ürün desteği verin yada çekip gidin.
Maliyeti 3,5 milyon olduğu halde fındığı 2 milyon liraya pazarlamaya
kalkan baronlar Karadeniz'in azgın sularında boğulacaklardır.
Buradan
Fiskobirlik yöneticilerine sesleniyorum. Üreticiler sizleri haklarını
korumak için bu makama getirdi. 10 aydır üreticiler mağdur. Bu saatten
sonra bahane üretmeye hakkınız yok. Size yetki verenleri toplayın ve
gerekirse yetkilerinizi devredin.
Bu
meydandan hükümete de sesleniyorum bize sahip çıkın” dedi.
Ordu
Ziraat Odası Başkanı Onur ŞAHİN, Türkiye'nin
80 ilinden Ordu’ya gelen çiftçilere ev sahibi olarak “hoş geldiniz”
diyerek, şöyle devam etti: “Burada milletin efendisi var. Burada vatan
var, burada Türkiye'nin yıkılmayan son kalesi var. Fındığın kalesi
var. Fındığın kalesini yıkmak isteyenlerin kalesini yıkacağız. Biz fındık
kurtlarını temsili olarak astık. Bizim Türkiye Ziraat Odaları Birliği
amblemimizde 'Vatan Ekmek Hürriyet' yazar. Hiç kimse bu milletin ekmeğine,
vatanına ve hürriyetine el uzatamayacak. Fındık bizim aşımız, emeğimiz,
çocuğumuzun eğitimi, kızımızın gelinliği ve namusumuzdur.”
ŞAHİN
konuşmasında Ankara'ya seslenerek, “Ankara, benim fındığımın 2
milyon liraya düşmesini mi bekledin. Bu pazar günü çiftçimizin köyde
çalışma günüyken, yaylalarda şenlik günüyken, düğün ve bayram gününken,
bu insanlar ekmeğine, vatanıma ve hürriyetine sahip çıkmak için bu
meydanlara geliyorsa, bunu herkes dikkate alsın” dedi.
Türkiye
Muhtarlar Derneği Başkanı Ramazan ÖZİNAL, Türkiye
Muhtarlar Derneği'nin ülkenin, halkın ve çiftçilerin hiçbir sorununa
kayıtsız kalmayacağını belirterek, “Ülkenin ve milletin menfaatine
olan, yasal çerçevede olan her şeyin içerisinde varız. Neden bu
alanlarla tek mahsul yetiştiren üreticilere sahip çıkılmıyor. Ancak,
burada yapılan miting birilerine ayna olacaktır. Birilerinin de kulağına
kar suyu kaçacaktır. Çünkü bu topluluğun ne demek olduğunu daha iyi
anlayacaklardır. 740 bini bulan fındık üreticisi 2003 yılında 915
milyon dolar, 2004 yılında 1 milyar dolar, 2005 yılında 2 milyar dolar
devlete katkıda bulunmuştur. Bu emeği veren dağların tepesinde erozyonu
önlemek için fındık etmiş, bugün devlete hiçbir masraf etmeden kendi
gücüyle yapmış bunları. Siyasi irade, artık sizin sırtınızı sıvazlayarak,
'sen ağamsın, sen paşamsın' deme devri bitmiştir. Ya size kulak
verecekler, ya sizi dinleyecekler. Dinlemedikleri takdirde sonunda ne olduğunu
görecekler. Ben bundan sonrada sivil toplum örgütleriyle birlikte olacağım.
Haklı olduğunuz her davada yanınızda olacağız” dedi.
Giresun
Ziraat Odası Başkanı Özer AKBAŞLI, Türkiye'nin
her yerinden yüreği ile Karadeniz'in fındık bahçelerinden koşup gelen
üreticilere, “Fındıkda yaşanan oyunları bozmak, fındığımıza
uzanan elleri kırmak için, bugün Ordu'da bu alanda toplandık. Bizden
habersiz fındık satanlara, çikolatanın içerisinde 16,50YTL'ye fındık
yedirenlere, 2,00 YTL'ye satacak fındığımız yok. 2,00 YTL'ye fındık
satmayacağız, bu oyunu bozacağız. 16,50 YTL'ye çikolatanın içinde fındık
satacak sonra dönüp, 'Ey çiftçi bana 2.00 YTL'ye fındık verir misin?'
diyeceksin. Vermeyeceğim! Vermeyeceğim! Vermeyeceğim!” diye seslendi.
8
Ağustos 2006 günü Başbakanlıkta
yapılan
Fındık Zirvesi sonrasında
yapılan
yazılı açıklama:
Fındık piyasasındaki son gelişmeleri ele almak ve üreticilerin mağdur
edilmemesi için alınabilecek tedbirleri değerlendirmek üzere sayın Başbakanımızın
başkanlığında bir toplantı gerçekleştirilmiştir. Toplantıya Başbakan
Yardımcısı Sn. Abdüllatif ŞENER, Devlet Bakanı Sn. Ali BABACAN, Devlet
Bakanı Sn. Kürşad TÜZMEN, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sn. Hilmi GÜLER,
Tarım ve Köyişleri Bakanı Sn. Mehdi EKER, Sanayi ve Ticaret Bakanı Sn.
Ali COŞKUN ve Bayındırlık Bakanı Sn. Faruk ÖZAK katılmıştır.
Yapılan
değerlendirmeler neticesinde, Fiskobirlik Yönetimi'nin bu yöndeki açıklamaları
da dikkate alınarak fındık üreticilerinin mağdur edilmemesi amacıyla
Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından fındık alımı yapılması kararlaştırılmıştır.
Bunun için TMO'nun yapacağı alımlarda Fiskobirlik Yönetimi'yle hazırlanacak
bir protokol çerçevesinde depo ve uzmanlarından yararlanması uygun görülmüştür.
Bu çalışmaları yürütmek üzere de Tarım ve Köyişleri Bakanı Sn.
Mehdi EKER görevlendirilmiştir.
Ayrıca
fındık üreticisinin sorunlarına kalıcı çözümler getirilmesi amacıyla
öncelikli olarak fındıkta lisanslı depoculuğun biran önce kurulması için
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın koordinatörlüğünde gerekli çalışmaların
başlatılmasına karar
verilmiştir.
TZOB'un
değerlendirmesi
Başbakanlıkta
yapılan Fındık Zirvesinden sonra TZOB'un yaptığı değerlendirme:
Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan Başkanlığında toplanan Fındık Zirvesinde alınan
karara göre 2006 ürünü fındığın TMO tarafından alınacağı, bu alımlar
sırasında da Fiskobirlik depolarının ve uzmanlarının kullanılacağı
ve piyasaya 15 Eylül'den itibaren girileceği yapılan açıklamada
belirtilmiştir.
Yapılan
açıklamada,
1-
Alım miktarının ne olacağı,
2-
Alım fiyatının ne olacağı ve üreticiye hangi şartlarda ödeme yapılacağı,
3-
Alınan ürün nasıl değerlendirileceği,
4-
Kaynağın nereden bulunacağı,
sorularına
cevap bulunamamıştır.
Yapılan
açıklamaya göre TMO 15 Eylül'den itibaren piyasaya girecektir. Bu durum
piyasalarda istikrar sağlamayacaktır. Üreticilerin önlerini daha net görebilmeleri
için fındık fiyatlarının sezon açılmadan ilan edilmesi gerekmektedir.
Fındığın
ürününün yarısı belirtilen tarihte piyasaya çıkacağından bu durum
üreticiyi, tüccarın insafına bırakmak anlamına gelmektedir.
Fındığımızı
ucuza satmayacağız.
Bunun
için 15 Eylül'e kadar TZOB olarak piyasaya fındık arzını yavaşlatmak
için gerekirse köy köy dolaşacağız, uçakla bildiri dağıtarak çiftçimizi
uyandıracağız.
Alivre
bağlantılar yapan tüccarlar 15 Eylül tarihine kadar verecekleri fiyatlar
ile fındık piyasasından ihtiyaçları miktarda ürün alacaklar ve düşük
fiyattan ihraç edeceklerdir. Hükümetin bu kararından, alivreciler,
ithalatçı firmalar ve İtalya eski Başbakanı Berlusconi memnun olmuştur.
Hükümet
yapmış olduğu açıklamada, bu yılki fındık ürünün TMO aracılığı
ile alınacağını ve bu alımlarda Fiskobirlik depoları ve uzmanlarının
kullanılacağını belirtmiştir. TMO ile Fiskobirlik arasında bir anlaşma
yapılmasına, Fiskobirlikle görüşülmeden nasıl karar verildi?
Fiskobirlik depolarını vermediği taktirde TMO bu fındığı nasıl
alacak ve nerede depolayacaktır?
Biz
bu konuda Hükümetin Fiskobirliğe muhtaç olduğunu ifade ederek
arabuluculuk teklif etmiştik. Hükümet Fiskobirliksiz müdahale alımı
yapamaz demiştik. Haklı çıktık. Fiskobirlik “Evet” demezse Hükümet
fındık alımı yapamaz.
Türk
çiftçisi uyanmıştır. Sekiz milyon insanımızın ekmeğini Avrupalıya
yedirmeyeceğiz.
Fındıkta
ve diğer ürünlerde tüccarın ve Avrupalının bizi sömürmesine engel
olacağız.
Fındıkta
net bir karar çıkmamıştır. Yüksek desteklerle pamuğunu üretip AB'den
özel statü alan Yunanistan kadar bile olamadık. Yunanistan'dan neden
pamuk aldığımız fındık politikamızdan belli olmuştur. Milli ürününü
koruyamayan Hükümet olur mu?
Üreticilerimizin
mağdur olmasını önlemek için TMO tarafından alımı yapılacak fındığın
hangi fiyattan, ne miktarda alınacağı, alınan bu ürünün nasıl değerlendirileceği
ve kaynağın nereden bulunup nasıl ödeme yapılacağı bir an önce açıklanmalıdır.
|