25 Mart 2017 Cumartesi


Buradasınız  >  Basın Odası  >  Haberler

Denizlerde servet yatıyor…

Denizlerde servet yatıyor…

-Denizlerde servet yatıyor…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Su ürünlerinde, 2007-2016 döneminde ihracatımız, hızlı bir artışla 273,1 milyon dolardan 744,7 milyon dolara çıksa da Çin 21, Norveç’in 10,8, Vietnam’ın 8 milyar dolar

ihracat yaptığı bu alanda hala kat edecek çok yolumuz var”

-“Pazar büyük. Dünyada ithal edilen su ürünlerinin değeri 140,6 milyar doları buluyor”

-“ABD’nin 20,3, Japonya’nın 14,8, Çin’in 8,5, İspanya’nın 7,1, Fransa’nın 6,7, Almanya ve İtalya’nın 6,2’şer, İsveç’in 4,8, İngiltere’nin 4,6, Güney Kore’nin 4,3 milyar dolar ithalat yaptığı bir ortamda dört denize kıyısı olan, üç tarafı denizlerle kaplı Türkiye’ye 744,7 milyon dolarlık ihracat bize yakışmıyor”

-“Dünyada su ürünleri talebi sürekli artıyor. 2012 yılında 128,9 milyar dolar olan ithalat miktarı, 2013 yılında 133,3, 2014 yılında 140,6 milyar dolara çıktı. Yıllık artışın 7 milyar

dolarları aştığı bir ortamda Türkiye çok daha fazla pay almalıdır”

-“Uluslararası sularda avcılığın yapılabilmesi için gerekli girişimlerin ve bu yönde yatırımların yapılması su ürünleri sektörümüz için büyük önem taşımaktadır”

 

Ankara –26.02.2017 - Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türk insanı olarak yönümüzü denizlere dönmemiz gerektiğini, zenginliğin denizde yattığını bildirerek, “avcılık ve yetiştiricilikle, açık deniz balıkçılığıyla su ürünleri üretimimizi çok daha fazlaya çıkarmamız mümkündür. Su ürünlerinde, 2007-2016 döneminde ihracatımız, hızlı bir artışla 273,1 milyon dolardan 744,7 milyon dolara çıksa da Çin 21, Norveç’in 10,8, Vietnam’ın 8 milyar dolar ihracat yaptığı bu alanda hala kat edecek çok yolumuz var” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, sudaki gıda kaynaklarının dünyada büyük gıda rezervleri olarak kabul gördüğünü, üç tarafı denizlerle çevrili,dört denize kıyısı olan Türkiye’nin, göl, gölet, baraj gölü, akarsu ve kaynak suları mevcudiyetiyle önemli bir su ürünleri potansiyeli bulunduğunu belirtti. Yaklaşık 26 milyon hektar büyüklüğüyle Türkiye’nin sahip olduğu su ürünleri alanlarının orman yüzölçümünden fazla bir yeri kapladığını vurgulayan Bayraktar, 8 bin 333 kilometrelik kıyı şeridine, göl, gölet, baraj göllerine, akarsularına rağmen su ürünlerinde potansiyelini yeterince kullanmadığını bildirdi.

 

-Çin, 17,1 milyon ton avcılık, 45,5 milyon tonluk yetiştiricilikle ilk sırada-

 

Dünyada çok sayıda ülkenin su ürünlerinden çok büyük tutarlarda gelir ettiklerini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Su ürünleri üretimi, 2010-2014 döneminde dünyada 148,2 milyon tondan 167,3 milyon tona çıktı. Bunda avcılığın payı yüzde 55,9 iken, yetiştiriciliğin payı yüzde 44,1’e yükseldi. Dünyada 2014 yılında avcılıkla 93,5 milyon ton, yetiştiricilikle 73,8 milyon ton su ürünleri üretimi yapıldı. Avcılıkta ilk sırayı 17,1 milyon tonla Çin alırken, Endonezya 6,4 milyon tonla ikinci, ABD 4,9 milyon tonla üçüncü sırada yer aldı. Bu ülkeleri, 4,7 milyon tonla Hindistan, 4,2 milyon tonla Rusya, 4,1 milyon tonla Myanmar, 3,7 milyon tonla Japonya, 3,6 milyon tonla Peru, 2,9 milyon tonla Vietnam, 2,4 milyon tonla Filipinler, 2,3 milyon tonla Norveç, 2,2 milyon tonla Şili, 1,8 milyon tonla Tayland, 1,7 milyon tonla Güney Kore, 1,6 milyon tonla Bangladeş izledi. Yetiştiricilikte Çin 45,5 milyon tonla açık farkla birinci durumda. Bu ülkeyi, 4,9 milyon tonla Hindistan, Endonezya 4,3 milyon tonla üçüncü sırada bulunuyor. Bu ülkeleri 3,4 milyon tonla Vietnam, 2 milyon tonla Bangladeş, 1,3 milyon tonla Norveç, 1,2 milyon tonla Şili, 1,1 milyon tonla Mısır, 962 bin tonla Myanmar, 935 bin tonla Tayland, 788 bin tonla Filipinler, 657 bin tonla Japonya, 562 bin tonla Brezilya, 480 bin tonla Güney Kore, 426 bin tonla ABD takip etti.

Türkiye, avcılıkta 302 bin tonla 45’nci, yetiştiricilikte 235 bin tonla 22’nci sırayı aldı. Ülke olarak, 2015 yılında su ürünleri avcılığından elde edilen üretim 302 bin tondan yüzde 49,5 artışla 432 bin tona, yetiştiricilikte yüzde 2,2 artışla 235 bin tondan 240 bin tona çıktı.

 

-Karadeniz’in payı yüzde 80,6-

 

Bölgeler bazında, su ürünleri avcılığında ilk sırayı yüzde 60,8 ile Doğu Karadeniz Bölgesi’nin aldığını, bu bölgeyi yüzde 19,8 ile Batı Karadeniz, yüzde 8,9 ile Ege, yüzde 8 ile Marmara ve yüzde 2,5 ile Akdeniz Bölgelerinin izlediği, Karadeniz’in payının yüzde 80,6’yı bulduğu bilgisini veren Bayraktar, “avcılığın 2011-2014 döneminde 515 bin tondan 302 bin tona indi. 2015 yılında 432 bin tona çıktı. Yetiştiricilik 2011-2015 döneminde 189 bin tondan 240 bin tona yükseldi. 2011 yılında 704 bin ton olan su ürünleri üretimimiz, 2012’de 645 bin tona, 2013’de 608 bin tona, 2014’de ise 537 bin tona geriledikten sonra 2015’de yüzde 25,1 artışla 672 bintona yükseldi. Toplam su ürünleri üretimimizin yüzde 51,4’ünü deniz balıkları, yüzde 7,7’sini diğer deniz ürünleri, yüzde 5,1’ini iç su ürünleri ve yüzde 35,8’ini yetiştiricilik ürünleri oluşturmaktadır” dedi.

 

-Yıllar itibarıyla ihracat-ithalat rakamları-

 

Su ürünleri tüketiminin insan sağlığı için çok faydalı olduğunu, dünyadaki tüketiminin hızla arttığın bildiren Bayraktar, Türkiye’nin su ürünlerinde 2007’de 273,1, 2008’de 383,3, 2009’da 318,1, 2010’da 312,9, 2011’de 395,3, 2012’de 413,7, 2013’de 521, 2014’de 630, 2015’de 647,5, 2016 yılında ise yüzde 15 artışla 744,7 milyon dolarlık ihracat yaptığını belirtti.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, su ürünlerinde Türkiye’nin ithalatının 2007’de 96,6, 2008’de 119,8, 2009’da 105,9, 2010’da 133,8, 2011’de 173,9, 2012’de 176,5, 2013’de 186,2, 2014’de 193,5, 2015’de 244,4, 2016 yılında ise yüzde 28,6 düşüşle 174,6 milyon dolarda kaldığına dikkati çekti.

 

-Çin 8,5 milyar dolarlık su ürünü ithal ediyor, 21 milyar dolarlık satıyor-

 

Dünyada ithal edilen su ürünlerinin değerinin 140,6 milyar doları bulduğunu, pazarın büyük olduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Su ürünlerinde, 2007-2016 döneminde ihracatımız, hızlı bir artışla 273,1 milyon dolardan 744,7 milyon dolara çıksa da Çin 21, Norveç’in 10,8, Vietnam’ın 8 milyar dolar ihracat yaptığı bu alanda hala kat edecek çok yolumuz var. Pazar büyük ama bizim pazardan aldığımız pay çok küçük. Çin, Norveç, Vietnam’ı, ihracatta 6,6 milyar dolarla Tayland, 6,1 milyar dolarla ABD, 5,8 milyar dolarla Şili, 5,6 milyar dolarla Hindistan, 4,8 milyar dolarla Danimarka, 4,6 milyar dolarla Hollanda, 4,5 milyar dolarla Kanada izliyor. Türkiye, bu pazardan sadece yüzde 0,47 pay alıyor.

ABD’nin 20,3, Japonya’nın 14,8, Çin’in 8,5, İspanya’nın 7,1, Fransa’nın 6,7, Almanya ve İtalya’nın 6,2’şer, İsveç’in 4,8, İngiltere’nin 4,6, Güney Kore’nin 4,3 milyar dolar ithalat yaptığı bir ortamda, dört denize kıyısı olan, üç tarafı denizlerle kaplı Türkiye’ye 744,7 milyon dolarlık ihracat bize yakışmıyor.

Su ürünleri talebi sürekli artıyor. 2012 yılında 128,9 milyar dolar olan ithalat miktarı, 2013 yılında 133,3, 2014 yılında 140,6 milyar dolara çıktı. Yıllık artışın 7 milyar dolarları aştığı bir ortamda Türkiye çok daha fazla pay almalıdır.”

 

-“Avcılık kıyı balıkçılığına dayanıyor”-

 

Türkiye’de denizlerden avcılıkla yapılan üretimin kıyı balıkçılığına dayandığını, yeterli altyapı oluşturulamadığı için açık deniz balıkçılığının yeterince yapılamadığını, bundan dolayı kıyı sularında av baskısının yoğun olarak görüldüğünü belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Ülkemizde uzun süreli açık deniz balıkçılığı yapabilecek, avladığı su ürünlerini işleyip, depolayabilecek bir filo kapasitesi bulunmamaktadır. Uluslararası sularda avcılığın yapılabilmesi için gerekli girişimlerin ve bu yönde yatırımların yapılması su ürünleri sektörümüz için büyük önem taşımaktadır.

 

-Bazı ülkeler gemi inşasına, ucuz yakıt teminine, tayfa ücretlerine

destek veriyorlar-

 

Japonya, İspanya, Güney Kore, Çin Tayvan, ABD, İtalya, Fransa ve Rusya gibi ülkeler açık denizlerde avcılık yapılmasını teşvik için gemi inşasına, ucuz yakıt teminine ve tayfa ücretlerinin iyileştirilmesi amacıyla destek veriyorlar. Bu sayede bazı ülkeler açık deniz balıkçılığı yapan bir filo kapasitesine sahip olmuşlardır. Bu ülkelerin balıkçı gemileri aylarca denizde avcılık yapıp, avladıkları ürünleri işleme ve dondurma kapasitesine sahiptir.

Sürdürülebilir su ürünleri üretimi ülkemizde ana politika olmalı ve bu politika çerçevesinde gerekli stratejiler ile kısa, orta ve uzun vadeli eylem planları ve hedefler belirlenmelidir.

Sektörün gelişmesi için destekler artırılmalı ve teşvikler verilmelidir.

Kaynakların rasyonel kullanılabilmesi için su ürünleri eğitim merkezleri kurularak, eğitimler yapılmalı ve Ar-Ge çalışmaları desteklenmelidir.

Bakanlık taşra teşkilatında kıyı illeri ile sektörün yoğun faaliyet gösterdiği illerde su ürünleri şube müdürlükleri kurulmalıdır.

Su ürünleri sektöründe aracı ve kabzımal yoluyla dağıtım yapıldığı için pazar ve fiyat oluşumunda sorunlar ortaya çıkmaktadır. Piyasa düzenlemede sorumluluk alacak bir kuruma ihtiyaç duyuluyor. Et ve Süt Kurumu bu konuda devreye girmelidir.

Su ürünleri sektöründe örgütlenme yapısı mutlaka güçlendirilmelidir.

Balıkçılıkta arz-talep dengesi oluşturularak, sürdürülebilir balıkçılığın sağlanması gereklidir.

Balıkçılık sektöründeki ürünlere yönelik dondurma, tuzlama, konserve ve paketleme ünitesi içeren işleme tesislerinin kurulması ekonomik anlamda sektöre katkı sağlayacaktır.

Ülkemizde kişi başı su ürünleri tüketimi dünya ortalamasının altındadır. Bunun artırılması için gerekli tedbirler alınmalıdır.”